Türkiye’de her yıl milyonlarca ton inşaat ve yıkıntı atığı ortaya çıkarken, bu malzemelerin önemli bir bölümü yeniden ekonomiye kazandırılmadan bertaraf ediliyor.

Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman İpek, Türkiye’de resmi verilere göre inşaat ve yıkıntı atıklarının geri dönüşüm oranının yüzde 5 civarında kaldığını belirterek, “seçici yıkım” yönteminin yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekti.

İpek’e göre beton atıklarının ayrıştırılarak kırma ve eleme tesislerinde işlenmesi, ortaya çıkan malzemenin “ikincil agrega” olarak yeniden yapı sektöründe kullanılmasını mümkün hale getiriyor.

İnşaat atıklarının yarısından fazlası beton

İnşaat ve yıkıntı atıkları; beton, tuğla, ahşap, cam, metal ve asfalt gibi farklı malzemelerden oluşuyor.

Doç. Dr. İpek, yeni bir inşaat sırasında kullanılan malzemenin yüzde 1 ila 10’u kadar atık ortaya çıkabildiğini, asıl büyük atık hacminin ise binaların yıkılması sırasında oluştuğunu belirtti.

Küresel ölçekte katı atıkların yüzde 30-50’sini inşaat ve yıkıntı atıklarının oluşturduğunu aktaran İpek, bu atıkların yüzde 50-60’lık bölümünün betondan meydana geldiğini ifade etti.

Avrupa’da hedef yüzde 70

Avrupa Birliği’nin üye ülkeler için belirlediği geri kazanım hedefi yüzde 70 seviyesinde.

İpek’in aktardığı verilere göre Hollanda ve İtalya’da mineral atıkların geri dönüşüm oranı yüzde 95-100 bandına ulaşırken, Almanya, Birleşik Krallık ve Slovenya’da yüzde 90’ın üzerinde seyrediyor.

Türkiye’de ise resmi verilere göre inşaat ve yıkıntı atıklarının geri dönüşüm oranı yaklaşık yüzde 5. Sektör tahminleri bu oranın yüzde 20 seviyelerine ulaşabildiğine işaret ediyor.

Çözüm “seçici yıkım”

İpek, Türkiye’de yaygın uygulamada ekonomik değeri yüksek demirin ayrıştırıldığını, geriye kalan yapı malzemelerinin ise büyük ölçüde bertaraf edildiğini belirtti.

Döngüsel ekonomi açısından farklı bir yıkım modeline ihtiyaç olduğunu söyleyen İpek, “Oysa döngüsel ekonomi modeline geçişte binaların yıkımı öncesinde tehlikeli atıkların ayrıştırıldığı ve malzemelerin sırayla söküldüğü ‘seçici yıkım’ yöntemi kilit rol oynar” dedi.

İpek, yöntemin hammadde tasarrufu sağlamasının yanı sıra ayrıştırılan betonun kırma-eleme tesislerinde işlenerek “ikincil agrega” haline getirilmesine olanak tanıdığını ifade etti.

Kum, çakıl ve kırma taş gibi taneli mineral malzemelerin yerine kullanılabilen ikincil agreganın yapı sektörüne yeniden kazandırılması, yıkılan yapılardan çıkan malzemelerin yeni yapıların hammaddelerinden biri haline gelmesini mümkün kılıyor.

Milyonlarca tonluk atık ortaya çıkıyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2024 yılı İl Çevre Durum Raporları verilerine değinen İpek, veri sağlanan iller bazında yalnızca Doğu Anadolu Bölgesi’nde yıllık yaklaşık 3,12 milyon metreküp, yani 5,3 milyon ton inşaat ve yıkıntı atığı oluştuğunu belirtti.

Akdeniz Bölgesi’nde ise yıllık atık miktarının yaklaşık 2,80 milyon metreküp, yani 4,77 milyon ton olduğu ifade edildi.

İpek, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerin ayrıştırılamayan verileri hesaba katılmadığında dahi ortaya çıkan miktarın, inşaat ve yıkıntı atıklarının yönetiminde yeni uygulamalara duyulan ihtiyacı gösterdiğini belirtti.